Ana içeriğe atla

Öne Çıkan Yayın

İNSAN ÖTEKİYLE VAR OLUR.. EDEBİYAT İSE İNSANLA..

  ‘Edebiyat nedir ? ‘sorusuna verebileceğimiz bir tanımdan da öte yaşamın bir çeşit delili, tarifi yaşamın sınırlandıran insanoğlunun sonsuzluğunun bir parçasıdır edebiyat. Yeni keşfedilen bir kıta, yemeğe atılan farklı bir baharatın etkisini diğer insanlar üzerinde vuku bulmasıdır. Değişmez, yenilenemez şartlar – olasılıklara karşı atılan bir darbenin parçası, mutlak kararlara karşı imzalanan kağıt parçasıdır. Varlıkla var olur, insanla değişir, ötekileşir, aktarımı sağlanır. Nefesle izah olunan, mürekkeple belirginleşir, insanların üzerindeki tesirinin bir parçası ise kağıtta kalan izlerdir. Bulanıklaşan, kuruyup eskiyen ama her defasında hissedilen. Edebiyat hissedilir, mantığın katmanlarına çıkabilmek için zahir olunan gönülle aşikar nasıl olursa. İnsanı var eder. Görülmeyeni, durulmayanı, anlatılamayanı anlatır her satırında. Terry Eagleton’un Edebiyat kuramı kitabında (1983 ) ‘’ Sağlam ve değişmez değerleri olan ve birtakım ortak özellikleri paylaşan eserler anlamında bir...

Karahantepe: Medeniyetin Şafağında Bir Kült Merkezi ve Arkeolojik Buluntularının Önemi

Giriş

Türkiye'nin güneydoğusunda, Şanlıurfa ili Tektek Dağları'nda yer alan Karahantepe, insanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan olağanüstü bir arkeolojik alandır. MÖ 9400-8200 yıllarına tarihlenen bu Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem (Pre-Pottery Neolithic) yerleşimi, Göbekli Tepe'nin "kardeş alanı" olarak bilinen ve tarımın doğuşundan önce inşa edilmiş anıtsal yapılarıyla dikkat çekmektedir. 2017 yılında başlayan sistematik kazılar, alanın sadece bir kült merkezi olmakla kalmayıp, aynı zamanda Neolitik toplumların sosyal, dini ve ekonomik yapılarını anlamamız için kritik öneme sahip buluntular barındırdığını ortaya koymuştur.

Karahantepe'nin Coğrafi ve Jeolojik Özellikleri

Karahantepe, Şanlıurfa şehir merkezinin yaklaşık 55-57 km doğusunda, Tektek Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde, 37°05'33.76" kuzey paraleli ve 39°18'12.74" doğu boylamında konumlanmaktadır. Alan, deniz seviyesinden yaklaşık 714 metre yüksekliktedir ve Harran ovasının neredeyse tamamını gören panoramik bir manzaraya sahiptir.

Alanın jeolojik yapısı orta eosen dönemine aittir ve Tek Tek Dağları'nda bulunan kireçtaşı plakaları üzerine kurulmuştur. Bu kireçtaşı formasyonu, Göbekli Tepe ile benzerlik gösteren basamaklı tepeler oluşturarak yukarıdan aşağıya doğru genişleyen bir yapı sergilemektedir. Bölgenin litolojik yapısı, anıtsal taş işçiliği için ideal malzeme sağlamış ve yerleşimin inşasında temel rol oynamıştır.

Tarihi Arka Plan ve Keşif Süreci

Karahantepe'nin ilk keşfi 1990'ların ortalarında yapılan yüzey araştırmaları sırasında gerçekleştirilmiştir. Alan, ilk olarak 2014 yılında tespit edilmiş, yüzeyde ana kayaya oyulmuş havuzlar, çakmaktaşından ve obsidyenden yapılmış aletler ve "T" şeklinde dikili taşlar bulunmuştur.

2017 yılında Şanlıurfa Müzesi Başkanlığı'nda sistematik kazı ve temizlik çalışmalarına başlanmış, kaçak kazı tahribatının engellenmesi ve yerleşimde yapılacak kurtarma kazısı sonucu ele geçen bulguların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kazılar üç ana açmada (K11, K7 ve K4) yoğunlaşmış ve her biri önemli bulgular ortaya çıkarmıştır.

Ana Yapısal Özellikler ve Mimari Bulgular

Yapı AD: Ana Muhafaza

Karahantepe'nin ana muhafazası (Yapı AD) yaklaşık 23 metre (75 fit) genişliğindedir ve çevresinde 18 dik sütun bulunmaktadır. Bu sütunlardan beşi doğrudan ana kayadan oyulmuştur. Merkezde yer alan iki büyük T şeklindeki sütun günümüzde yıkılmış durumdadır.

Yapı AB: Sütun Tapınağı

Bitişiğindeki Sütun Tapınağı (AB Yapısı) 7 metreye 6 metre ölçülerinde olup, ana kayadan oyulmuş 10 adet dik fallik biçimli monolit, serbest duran bir taş ve batı duvarında yılan gibi boynu olan çıkıntılı bir baş içermektedir. Bu yapı, Karahantepe'nin en dikkat çekici özelliklerinden biridir ve astronomik hizalanmalar açısından özel bir öneme sahiptir.

K11 Açması Buluntuları

K11 açmasında yapılan kazılarda, define çukuru içerisinde üzerinde el kabartmasının yer aldığı "T" biçimli dikili taşın iki parça halinde kırık bir şekilde bulunduğu tespit edilmiştir. Devam eden çalışmalarda in-situ durumda iki adet dikili taş daha saptanmış ve iki duvar kalıntısı açığa çıkarılmıştır.

Özellikle dikkat çekici olan bulgu, bu duvarların birleşme noktasında bir mekâna giriş bölümünün tespit edilmesidir. Bu özellik, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem B evresi için ilk kez karşılaşılan bir mimari unsurdur ve yerleşimin işlevsel organizasyonu hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.

K7 Açması Buluntuları

K7 açmasında duvarlar açığa çıkmış ve bu duvarların içine yerleştirilmiş dikili taşlar tespit edilmiştir. Açmanın kuzeybatı köşesindeki kaçak kazı alanında, yatık vaziyette birbirine paralel in-situ durumda iki dikili taş parçası bulunmuştur. Bu dikili taşların karşılıklı dizilimi, Göbekli Tepe II. tabakada sıkça görülen mimari düzenlemeyle paralellik göstermektedir.

K4 Açması ve Dikkat Çekici Bulgular

K4 açması, Karahantepe'nin en zengin buluntu komplekslerinden birini içermektedir. Açmada yaklaşık 25 metre çapında yuvarlak bir yapının parçası olarak tek sıralı bir duvar kalıntısı ortaya çıkarılmıştır.

Bu açmada bağımsız halde çok sayıda dikili taş parçası, genellikle dikili taşların baş kısımları ele geçmiştir. Özellikle açmanın güney bölümünde bir duvarın üstünde 70 cm yüksekliğinde korunmuş, falluslu oturan bir erkek heykeli bulunmuştur. Bu heykel, Karahan Tepe ve Göbekli Tepe'den bilinen benzer örneklerle stilistik paralellikler göstermektedir.

K4 açmasında yarısı duvara gömülü in-situ durumda bir dikili taş tespit edilmiştir. Bu yerleştirme tekniği, Göbekli Tepe II. tabaka ve Nevali Çori kült binasında da karşılaşılan standart bir mimari uygulamadır.

Açmanın güneybatısında 1.65 metre uzunluğunda, 1.16 metre genişliğinde ve yaklaşık 20 cm kalınlığında bir taş bank sağlam olarak ele geçmiştir. Bu, benzerlerinin Göbekli Tepe ve Nevali Çori'den bilinmesine rağmen, bugüne kadar sağlam olarak ele geçen tek taş bank örneğidir.

2023 Yılı Sansasyonel Keşifleri

Eylül 2023'te Karahantepe'de dünyanın en erken gerçekçi insan tasviri örneği olan 2.3 metre (7 fit 6 inç) boyunda, elinde fallusunu tutan 'doğurganlık' duruşunda bir insan heykeli keşfedilmiştir. Bu buluntu, alanın bereket ve doğurganlık ritüelleriyle olan bağlantısını güçlendiren en önemli kanıtlardan biridir.

Stil olarak 10.300 yıllık Urfa Adamı'na (Balıklıgöl Heykeli) ve Sayburç'taki panoya benzeyen bu heykelde, hepsinin falluslarını tutması nedeniyle aynı inanç sisteminin parçası oldukları düşünülmektedir. Ayrıca bu keşifle birlikte bir akbaba heykeli, cilalı taş levha ve sembolik bir dişil unsuru temsil edebilecek bir lomboz taşı da ortaya çıkarılmıştır.

Sembolik ve İkonografik Unsurlar

T Şeklindeki Sütunlar

Karahantepe'de en dikkat çekici mimari unsurlar, bölgenin diğer Neolitik yerleşimlerinde de görülen T şeklindeki megalitik sütunlardır. Bu sütunların tam olarak ne temsil ettiği konusunda tartışmalar sürmekle birlikte, güçlü varlıkları, muhtemelen tanrıları veya tanrısal figürleri simgelediği düşünülmektedir.

Bu sütunların bazılarında insan anatomisine ait özellikler görülmektedir. Kollar, eller ve göbek bölgesine doğru uzanan eller, antropomorfik bir karakteri işaret etmektedir. Sütunlar üzerinde hayvan kabartmaları, sembolik motifler ve kap işaretleri de bulunmaktadır.

Hayvan Tasvirleri ve Sembolizm

Karahantepe'de tasvir edilen hayvan türleri çeşitlilik göstermektedir. En baskın motif yılandır ve onu leoparlar ile köpekgiller takip etmektedir. Yılan yeniden doğuşu temsil eder çünkü düzenli olarak deri değiştirir ve yaşamaya devam eder.

Leopar genellikle güçle, ölüm süreciyle ve bazı durumlarda doğurganlıkla ilişkilendirilmiştir. Alanda bulunan leopar tasvirlerinin bazılarında, insanların sırtına binmiş leoparlar görülmektedir. Bu kompozisyonlar, muhtemelen leopar derisinden pelerinler giyen rahip seçkinleri betimlemekte veya sembolik olarak hayvanlarla insanlar arasındaki bağı temsil etmektedir.

Aşırı Zayıflık Teması

Göbekli Tepe ve Karahantepe'deki çok sayıda tasvir, ölümle ilgili sembolik bir anlamı olabilecek zayıflama gösteren insan ve hayvan heykelleri içermektedir. Yeni keşfedilen 7 fit 6 inç'lik heykelde kaburgalar görülmekte ve arkeologlar tarafından ölmüş bir kişiyi tasvir ettiği belirtilmektedir. Ancak bu, tarım devrimi başlamadan önceki avcı-toplayıcıların kıt kaynaklarının sembolü de olabilir.

Su Yönetimi ve Ritüel Uygulamalar

Karahantepe'de su, mimari ve ritüel düzenlemelerde merkezi bir rol oynamaktadır. Yılankavi bir su kanalı Sütun Tapınağı'na bağlıdır ve yapılan deneyler sırasında içine dökülen su çukura akmaktadır.

Alan genelinde ana kayaya oyulmuş çok sayıda kap işareti (cupule) bulunmaktadır. Bu kap işaretleri birkaç santimden bir metreye kadar değişen genişliklerdedir ve basit aletlerle oyularak oluşturulmuştur. Bugün bile kış ve bahar mevsimlerinde yağmur suyu toplamaktadırlar.

Eski kültürlerde kap işaretlerinde toplanan yağmurun iyileştirici özellikleri olduğuna inanılırdı. Su, doğurganlık ve bereket ritüellerinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmüştür.

Astronomik Hizalanmalar: Kış Gündönümü Fenomeni

20 Aralık 2021'deki Kış Gündönümü sırasında Karahan Tepe'de gündoğumu ışığının bir lomboz taşından içeri girerek Sütun Tapınağı'nın (AB Yapısı) içindeki ana kayadan oyulmuş devasa bir taş başı aydınlattığı dikkate değer bir fenomen gözlemlenmiştir.

Kış gündönümünde, doğru yükseklikteyken güneş ışığı dişil lomboz taşına nüfuz eder ve hayat veren 'erkek' güneş parçası rahim benzeri odanın içini aydınlatır. Bu süreçte, özellikle 10 fallik sütunun şekilleri göz önünde bulundurulduğunda, doğurganlık ayinleri hayal edilebilir.

Bu astronomik hizalanma tesadüfi değildir. Yapının konumu, lomboz taşının açısı ve iç mekânın düzenlemesi, bu fenomenin kasıtlı olarak tasarlandığını göstermektedir. Kış gündönümü, yılın en karanlık zamanıdır ve ışığın geri dönüşü, yeniden doğuş ve yenilenme sembolizmiyle ilişkilendirilmiştir.

Ekonomik Yapı ve Yaşam Tarzı

Karahantepe'nin bağlı olduğu Kargalı mahallesi ve Tek Tek Dağları Milli Parkı'ndaki yerleşimlerde yöre halkının temel geçiminin tarım ve hayvancılık olduğu görülmektedir. Yörede tarımsal üretimde arpa, buğday, mercimek gibi ürünlerin üretimleri yoğunluktayken hayvancılıkta küçükbaş hayvancılığın yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir.

Ancak Karahantepe'nin inşa edildiği dönemde durum farklıydı. Karahan Tepe tarım gelişmeden önce inşa edilmiş ve ortaya çıkan kanıtlarla, bu değişimi başlatmak için oluşturulmuş olabilir; toprağa, ekinlere ve evcilleştirmeye başladıkları hayvanlara bereket getirmek amacıyla astronomi, takvimler, sempatik büyü, semboller ve ritüeller kullanmış olabilirler.

Flora ve Fauna: Geçmişten Günümüze

Alanın inşa edildiği dönemle ilgili yapılan botanik araştırmalarda, Göbeklitepe'de siyez buğdayı, arpa, mercimek, bozkır çayırları, badem, erik, çavdar, menengiç, söğüt, alıç ve meşe ağaçlarının tohum ve bitkisel kalıntılarına rastlanılmıştır. Karahantepe'nin de benzer toprak ve jeolojik yapısından dolayı Neolitik dönemde alandaki bitki varlığının yakınlık gösterebileceği belirtilmektedir.

Yapılan kazı çalışmalarında Karahantepe'nin inşa edildiği Neolitik dönemlerde yaşamış ceylan, yabani sığır, yaban eşeği, koyun-keçi, kurt, tilki, yaban domuzu gibi memeli hayvanların kemiklerine rastlanılmıştır. Ayrıca kartal, akbaba, bıldırcın, keklik, kaz, ördek, turna, baykuş gibi kuş türlerinin de bulunduğu belirtilmektedir.

Peyzaj Değerleri ve SWOT Analizi

Karahantepe Ören Yeri'nin hem kültürel hem de doğal peyzaj varlıklarının kültür turizmi açısından önemli yere sahip olduğu bilinmektedir. Yapılan SWOT analizinde alanın güçlü yönleri, zayıf yönleri, fırsatları ve tehditleri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir.

Güçlü Yönler: Göbekli Tepe ile benzer tarihe ve özelliklere sahip olması, geniş arazi, Tek Tek Dağları Milli Parkı sınırları içinde bulunması, yüksek turizm potansiyeli.

Zayıf Yönler: Göbekli Tepe kadar iyi tanıtılmaması, yetersiz altyapı, ulaşım zorlukları, devam eden kazı çalışmaları.

Fırsatlar: Bölgedeki kültür turizmine artan ilgi, yüksek tanınırlık ve marka değeri potansiyeli, alternatif turizm olanakları.

Tehditler: Henüz tam anlamda korunamaması, vandalizm riski, yetersiz peyzaj düzenlemeleri, çevresel faktörlerden zarar görme potansiyeli.

Tarihin Sıfır Noktası: Tarım ve Uygarlığın Doğuşu

Klaus Schmidt, bu alanlarla ilgili olarak "Karmaşık sosyal örgütlenme ve ritüellerin icrası aslında kalıcı yerleşim ve tarımdan önceydi ve bir araya gelerek anıtsal yapıları inşa eden insanlar göçebe avcı-toplayıcılardı" demiştir.

Schmidt'e göre, "nihayetinde, bu göçebeleri devasa T sütunlarını oymak ve taşımak ve dairesel muhafazaları inşa etmek için tek bir yerde bir araya getirme talepleri, onları bir sonraki adımı atmaya ve daha güvenilir bir gıda kaynağı oluşturmak için bitki ve hayvanları evcilleştirmeye itti."

Bu devrim niteliğindeki değişim, "önce tapınak, sonra şehir" paradigmasını ortaya koymaktadır. Karahantepe ve benzeri yerleşimler, sosyal organizasyon ve ritüel faaliyetlerin tarımsal üretimden önce geldiğini gösteren somut kanıtlar sunmaktadır.

Sümer Metinleriyle Bağlantılar

Karahantepe'de görülen mimari ve sembolik unsurlar, çok daha geç dönemlere ait Sümer metinlerinde anlatılan yaratılış ve bereket mitleriyle ilginç paralellikler göstermektedir. Sümer geleneğinde, ilk tahıl ve koyunların insanlara Annunaki'nin iki lideri Enki ve Enlil tarafından verildiği anlatılır.

Duku Höyüğü veya Kharsag (ana, çitle çevrili alan) olarak adlandırılan yerde, tanrıların yerleştikleri ve tarım ile hayvan evcilleştirmeyi geliştirdikleri, taş ve ahşap yapılar inşa ettikleri söylenir. Ayrıca takvimlerin ilk biçimlerini tasarladıkları ve bunu herhangi bir gıda ekimi gerçekleşmeden önce yaptıkları belirtilir.

Bu mitolojik anlatılar, Karahantepe gibi alanların işlevini anlamak için önemli ipuçları sunmaktadır. Yerleşimin astronomik hizalanmaları, bereket sembolleri ve ritüel alanları, bu eski hikayelerde anlatılan faaliyetlerle uyum göstermektedir.

Şamanik Uygulamalar ve Ritüel Yaşam

Alanda dans, ziyafet, cinsel ayinler, törenler ve şamanik faaliyetler taşlarla tasvir edilmiş ve bu ritüeller sırasında maskeli şamanlar tanrılarını taklit etmiş olabilir.

Sütun Tapınağı'ndaki çıkıntılı başın açık ağza sahip olması ve gözlerinin kış gündönümü güneşinin doğuşunu gözlemleyen lombozdan bakması, ses çıkarmanın ritüellerdeki önemini göstermektedir. Ses, kış ve ölüm güçlerine karşı korunmak için kritik bir unsur olarak kabul edilmiştir.

Eliptik geometriye sahip ana muhafaza, mükemmel bir akustik ortam sağlamış olabilir. Ritüeller sırasında şarkılar, ilahiler ve taş plakalara vurularak çıkarılan sesler, güçlü bir işitsel deneyim yaratmış olabilir.

Tellürik Enerji ve Bereket

Modern araştırmalar, eski megalitik yapıların konumlarının tesadüfi olmadığını, doğal manyetik alanların ve tellürik akımların bilinçli olarak seçildiğini göstermektedir. Göbekli Tepe'de yapılan arkeoakustik ve jeomanyetik araştırmalar, D muhafazasındaki iki merkezi sütun arasında sarmal bir manyetik alan bulmuştur.

Bu tür manyetizmanın canlı organizmalar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu, mahsul veriminde artışa, daha büyük mahsul boyutuna ve dona karşı daha fazla dayanıklılığa yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Karahantepe'de de benzer bir manyetik alanın bulunması kuvvetle muhtemeldir.

Bölgenin jeolojisine magnezyum oranı yüksek kireçtaşı hakimdir ve bu elektrik iletkenidir. Alanların yüksek tepelere yerleştirilmesi, tellürik akımların toplandığı noktaları işaret etmektedir. Bu, eski inşaatçıların doğanın ince güçlerini anlayan ve bunları ritüel amaçlarla kullanan bir bilgelik sistemine sahip olduklarını düşündürmektedir.

Karahantepe'nin Arkeolojik Önemi

Harbetsuvan Tepesi mimarisi Göbekli Tepe II. tabaka mimarisi ile benzerdir, ancak Göbekli Tepe II. tabakada görülmeyen mekân girişi Harbetsuvan Tepesi'nde karşımıza çıkmıştır. Bu bulgu, bölgedeki Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem yerleşimlerinin mimari çeşitliliğini göstermektedir.

Karahantepe'nin kazılarından elde edilen buluntular, bölgenin sadece Göbekli Tepe'yle sınırlı olmayan, çok daha geniş bir kült merkezi ağına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Her yerleşimin kendine özgü özellikleri olmakla birlikte, ortak bir inanç sistemi ve ritüel pratikler paylaştıkları açıktır.

Sonuç ve Gelecek Perspektifleri

Karahantepe Ören Yeri inşa edildiği dönemden günümüze kadar geçen 12.000 yılda peyzaj değerlerinin bir kısmını korumuş ve hem kültürel hem de doğal peyzaj kaynakları bakımından yüksek potansiyele sahip olduğu görülmüştür.

Devam eden kazılar, her geçen gün yeni buluntular ortaya çıkarmakta ve alanın önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Ancak alanın Göbeklitepe gibi turizm için yeterli hazırlıkta olmaması ve kazı çalışmalarının devam etmesi, henüz beklenilen potansiyeline ulaşmasına engel olmaktadır.

Karahantepe'nin korunması ve sürdürülebilir turizm gelişimi için:

  1. Koruma Önlemleri: Alanın vandalizmden, hava koşullarından ve insan kaynaklı tahribattan korunması için acil tedbirler alınmalıdır.
  2. Altyapı Geliştirme: Ziyaretçi merkezleri, yönlendirme sistemleri ve ulaşım altyapısı iyileştirilmelidir.
  3. Bilimsel Araştırmalar: Multidisipliner araştırmalar teşvik edilmeli, arkeoloji, astronomi, jeoloji, etnobotanik ve diğer alanların uzmanları işbirliği içinde çalışmalıdır.
  4. Toplum Katılımı: Yerel halkın bilinçlendirilmesi ve turizm faaliyetlerine katılımının sağlanması önemlidir.
  5. Sürdürülebilir Turizm: Alanın taşıma kapasitesine uygun, çevre dostu turizm planlaması yapılmalıdır.


Karahantepe, insanlık tarihinin en kritik dönüm noktalarından birini temsil etmektedir. Avcı-toplayıcılıktan yerleşik yaşama, göçebelikten tarıma geçişin izlerini barındıran bu olağanüstü alan, medeniyetin şafağında insanoğlunun düşünce yapısını, inanç sistemlerini ve sosyal organizasyonunu anlamamız için benzersiz bir pencere sunmaktadır.

Kaynakça

Burl, A. (2000). The Stone Circles of Britain, Ireland and Brittany. Yale University Press.

Çelik, B. (2011). Karahan Tepe: A new cultural centre in the Urfa area in Turkey. Documenta Praehistorica, 38, 241-253.

Çelik, B. (2015a). Differences and similarities between the settlements in Şanlıurfa region where "T" shaped pillars are discovered. TÜBA-AR, 17, 9-24.

Çelik, B. (2015b). Şanlıurfa ili yüzey araştırması. Belgü, 2, 9-99.

Çelik, B. (2016). A small-scale cult centre in Southeast Turkey: Harbetsuvan Tepesi. Documenta Praehistorica, 43, 421-428.

Çelik, B., & Tosyagülü Çelik, H. (2020). Şanlıurfa Tek Tek Dağları coğrafyasında Neolitik dönemden Roma dönemine taş ocakları ve kaya mezarları. Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 26, 399-416.

Çelik Çanga, A., & Erduran Nemutlu, F. (2020). Landscape design for sustainable historical places. In M. Zencirkiran (Ed.).





Yorumlar

Popüler Yayınlar