Bu Blogda Ara
Edebiyat ve sanatın merceğinden filmlere ve antik dünyanın izlerine uzanan kişisel bir keşif...
Öne Çıkan Yayın
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Karahantepe: Taş Tepeler’in Sessiz Sırlarını Dinlemeye Hazır mıyız?
Hazırsan başlangıç niteliğinde yazımla seni baş başa bırakıyorum. Karahantepe'yle alakalı yazı serisini üçe bölüyorum. İlk yazım hazırlık niteliğinde olup size konunun içine girmeniz için alan açacak, ikinci ve üçüncü yazılarımla daha fazla detaya inip uzman yorumlarıyla destekleyeceğim. Hadi o zaman bu sessizliğin anlamı neymiş birlikte bakalım!
12.000 Yıllık Bir Sessizlik
Şanlıurfa’nın Tektek Dağları’na doğru hafifçe yükselen bir patikadan yürüdüğünüzü düşünün. Etrafta rüzgârın süpürdüğü kuru otlar, taşların üzerinde gezinen gölgeler… Ve birden karşınıza, binlerce yıldır orada duran, insan eliyle şekillendirilmiş dev taş bloklar çıkıyor.Bu manzarayla karşılaştığınızda aklınızdan geçecek ilk soru şu olmaz mı?
“Burada kim yaşıyordu ve neye inanıyordu?”
İşte Karahantepe, tam olarak bu soruları bize yeniden sorduran bir yer.
Keşfin Hikâyesi: Bir Arkeoloğun Bakışı
Karahantepe’nin hikâyesi 1997’de başlıyor. Arkeolog Bahattin Çelik, Tektek Dağları’nın yamaçlarında dolaşırken, toprağın altında gizlediği bir dünyayı fark eder. Bu keşiften kısa süre sonra bölgede yapılan incelemelerde yaklaşık 266 adet T-şekilli dikilitaş tespit edilir.
Bu sayı sizi şaşırttı mı? Zira Göbekli Tepe’de “anıtsal” diyebileceğimiz taşların sayısı bile bundan çok daha azdır.
Ardından 2011’de yayımlanan başka bir çalışmada Çelik, bir T-sütununda bulunan yılan kabartmasını tanımlar. Düşünün: 12.000 yıl önce birileri bu kayayı oymuş, üzerine semboller işlemiş. Peki neden? Ritüel mi? İnanç mı? Kim bilir…
Sembolizmin Gücü: Heykeller, Hayvanlar ve İnsan Anlatıları
Karahantepe’deki buluntular yalnızca geometrik taş bloklardan ibaret değil. Son yıllarda yapılan kazılarda bulunan 2,3 metrelik oturan insan heykeli, bölgenin sembolik dilini anlamamız açısından oldukça çarpıcı.
Heykelin elindeki fallik objeler, alanda görülen yılan ve hayvan kabartmaları, zemine işlenmiş yaban eşeği figürü… Hepsi bir bütün halinde şu soruyu sorduruyor:
“Bu insanlar dünyayı nasıl görüyordu? Hangi hikâyeleri anlatıyorlardı?”
Belki de Karahantepe, toplulukların sadece ritüel için toplandığı bir yerden çok daha fazlasıydı:
İnanç, kimlik, güç ve belki de toplumsal hafıza burada şekilleniyordu.
Yerleşim mi, Tapınak mı? Neden İkisi Birden Olmasın?
Karahantepe uzun süre yalnızca “Göbekli Tepe benzeri kutsal bir alan” olarak görülmüştü.
Fakat son araştırmalar bu fikri zorluyor.
Jeomorfolojik analizler, bitki kalıntıları, taş işçiliği izleri ve yapı dağılımları burada uzun süreli yaşamın da olduğunu gösteriyor. Yani Karahantepe, insanlığın henüz tam tarımcı olmadığı bir dönemde hem günlük yaşamın hem de ritüelin iç içe geçtiği bir yer olabilir.
Şöyle düşünün:
Bugün dahi bazı toplumlarda günlük yaşam ile kutsal ritüeller arasındaki sınır keskin değildir. Öyleyse 12.000 yıl önce neden farklı olsun?
Belki de tapınak dediğimiz şey, onların gözünde bir tür “topluluk evi”ydi.
Peyzaj ve Miras: Karahantepe’nin Sizce Geleceği Ne Olmalı?
Peyzaj çalışmaları, Karahantepe’nin yalnızca arkeolojik değil, aynı zamanda doğal ve kültürel turizm açısından değerli olduğunu gösteriyor. Gür & Erduran Nemutlu’nun çalışmasında yapılan SWOT analizinde bölgenin turizm potansiyelinin çok yüksek olduğu vurgulanıyor.
Ama burada durup bir soru soralım:
Bu alanın geleceğini ne belirlemeli? Bilimsel kazılar mı, yoksa turizm odaklı yatırımlar mı?
Belki de en doğrusu, her ikisinin uyumuna dayalı bir koruma planı geliştirmek.
Neden Önemli?
Karahantepe bize Neolitik dönem insanlarının:
-
nasıl düşündüğünü,
-
nasıl yaşadığını,
-
nelerden korktuğunu,
-
neleri kutsal gördüğünü,
-
nasıl bir toplum düzeni kurduğunu
yeniden düşünmemiz için çağrı yapıyor.
Bu alanı gezerken, taşların arasında dolaşırken, şu çok temel soruyla yüzleşiyoruz:
“Biz kimiz ve nereden geliyoruz?”
Karahantepe Bize Ne Anlatıyor?
Karahantepe sessiz bir öğretmen. Taş blokları, kabartmaları, heykelleri… Hepsi bizden bir şey istiyor:
Merak etmeyi.
Sorgulamayı.
Binlerce yıl önce yaşamış insanların dünyasına açık bir zihinle bakmayı.
Belki kesin cevaplar hiçbir zaman gelmeyecek. Ama belki de asıl güzellik burada:
Cevaplardan çok, soruların bize yol göstermesinde.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
İNSAN ÖTEKİYLE VAR OLUR.. EDEBİYAT İSE İNSANLA..
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Efes Antik Kenti'nde Taşlara Dokunmak: Bir Gezginin Hissiyatı
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
.jpg)

Yorumlar
Yorum Gönder